Makine Mühendisliği | Mechanical Engineering
----
   Makine Mühendisliği Bilgi ve Paylaşım Platformu - KUMPAS.ORG
 
*
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun. Ekim 01, 2014, 12:11:25 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz



Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: SINAVDA BAŞARINIZI ARTTIRACAK 60 ETKİLİ TELKİN  (Okunma Sayısı 942 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
beler7
Ziyaretçi
« : Şubat 15, 2011, 08:10:27 ÖS »

kocaeli üniversitesi öğretim ve araştırma görevlileri
M. Abdullah YILMAZ

Sınava başlamadan önce soru kitapçığıma göz gezdiririm.

Sınava en iyi olduğum alandan başlarım, zaten sınava girinceye kadar sınav stratejim belirginleşmiştir, sınavda farklı bir strateji geliştirmeye kalkarak maceraya atılmam.

Sınavda zaman sorunu yaşamam, girdiğim deneme sınavlarında kendime özgü, değiştirerek ve geliştirerek uyguladığım ve son haline getirdiğim zaman organizasyonumun dışına çıkmam, sınav esnasında yeni bir zaman organizasyonu denemek gibi bir gaflete düşmem.

Olur ya, benim kitapçık türümde ilk sorular zor gelebilir. (Çünkü bir kitapçık türü yok ki birçok kitapçık türü var, kitapçık türünde cevaplar ya da sorular değiştirilmez, soruların yerleri değiştirilir.) Sınav başladığında heyecandan ilk soruyu defalarca okuduğum halde soruyu anlayamama gibi bir krize de girmem, bunun yanında diğer öğrencilerin ne kadar soru çözdükleriyle de ilgilenmem, böyle bir durum karşısında nefes alma egzersizleriyle hemen kendime gelirim.

Bir soruya takılıp kalmanın bir anlamı yok, çünkü zor soruyla kolay soru arasında bir puan farkı yok ve ben bunu biliyorum.
Soruyu çok fazla okuyarak zihni karıştırmak da neyin nesi? Bir kere okuyarak da çok iyi anlayabilirim.

Gereksiz ayrıntılarda boğulmam. Soruda benden ne isteniyorsa sadece onun üzerinde yoğunlaşırım. Benden "elma" isteniyorsa, asla elma bahçesiyle uğraşmam.

Bütün seçenekleri okumadan asla cevabı işaretlemem, özellikle seçeneklerde anlamını bilmediğim sözcük varsa daha da dikkat ederim.

Sınavlarda, cevapları cevap kâğıdına geçirirken kaydırma yapmak çok aptalca bir şey, niye böyle bir hataya düşeyim ki, dikkatli olmam, her işaretleme esnasında kitapçıktan ve cevap kâğıdından soru numarasına bakmam yeterli.

Soruyu hazırlayanlar, ilk şıkkı neredeyse doğru cevap gibi gösterip beni aldatmaya çalışabilirler, bütün şıkları okurum ve böyle bir yanılgıya düşmem.

Çözemeyeceğim soruların olabileceğini de asla unutmam, ben bu soruyu nasıl çözemem diye bir takıntım yoktur

Sınavda mutlaka turlama tekniğini kullanırım. (Turlama tekniği: yapamadığımız soruları çok fazla boğuşmadan, işaretleyip, ikinci kez gözden geçirmek üzere sonraya bırakmaktır.) Yapamadığım ve şüpheli olduğum sorulara belli bir işaret koyarak, birinci turdan sonra tekrar kontrol ederim.

Önceden bildiğim bazı soruları sınav esnasında hatırlayamayabilirim, ümitsizliğe kapılmama gerek yok, ikinci turda büyük bir ihtimalle hatırlarım.

Anahtar sözcüklerin altını çizmenin ne kadar işe yaradığını biliyorum. Soruyu çözerken anahtar sözcükler üzerinde yoğunlaşıp daha az zamanda daha isabetli yaklaşımlar sergilerim.

İki şık birbirine benziyorsa, büyük bir ihtimalle ikisi de doğru cevap değildir. Onun için bu soruyu turlama tekniğini kullanarak sonraya bırakırım ve son turda tekrar ele alırım.

İki şık birbirinin zıttıysa, bunlardan birinin doğru cevap olma ihtimali çok yüksektir. Bunu göz önünde bulundurmam beni avantajlı duruma getirir

Yanlış olduğundan emin olmadıkça ilk tahminde bulunduğum cevabı değiştirmem.

Eğer şıklarda hepsi, her zaman, hiçbiri gibi genellemeler varsa bu şıkların yanlış olma ihtimalinin yüksek olduğunu göz ardı etmem.

Şıklarda, bazen, çoğunlukla, bazıları gibi ifadeler geçiyorsa bu şıkların doğru olma ihtimalinin yüksek olduğunu bilerek hareket ederim.

Doğru cevabı bulamıyorsam, yanlışları elemenin, soru çözme yollarından biri olduğunun farkındayım.

Uzun soruları cevaplandırmanın çok kolay olacağını biliyorum. Uzun sorular benim için birer can simidi. Uzun gördüğüm soruda, "Uf kim okuyacak?" yerine "İşte kek bir soru." diye yaklaşırım.

Bazen şaşırtmak için de çok basit sorular sorulabilir. Bu kadar basit soru sorulamaz diye kaygılanmak yerine, "Bana ne? Ben,bana verilen soruyu çözerim." derim.

Soru zor geldiyse, başka bir açıdan da bakmayı denerim, çözemiyorsam da ne üzülürüm ne de soruyla boğuşurum, hemen bu soruyu ikinci tura bırakırım. Öteki soruları okurken çözemediğim bir önceki soruya takılarak kendimi yiyip bitirmem.

Her on soruda bir durup gözümü kapatıp sadece burnumdan derin bir nefes alacağım, birkaç saniye tutup ve yavaş yavaş vereceğim. Oksijen beynime giden kan damarlarını genişletecek ve zihnim daha iyi çalışacaktır. Kaybettirdiği vakitten çok kazandıracaktır.

Bir soruya takıldığımda kafamı (bu başka bir organ da olur) ritmik bir şekilde müzik dinler gibi sallarım. Kafamın farklı çalıştığının ve odağımı koruduğunun farkındayım. Bazı sorular vardır ki ilk etapta konsantre olamayınca vakit geçer sonra da ipin ucu kaçar. Bu uygulama, bu gibi durumlarda etkilidir. Her gün  belirli bir süretest çözmeye zaman ayırıyorum ve bu süreyi git gide arttırıyorum. Saatli çalışarak da gittikçe daha kısa sürede bitirme oyunları oynuyorum.

Sınavda dikkatim dağıldığında soruyu tekrar okumak yerine 10-15 sn dinlendikten sonra tekrar bakarım. (Bu dinlenme esnasında gözlerimi kapatıp derin derin nefes alıp veririm.)

Soruyu çözerken kendime özgü bir işaretleme sistemi kullanırım, mesela yanlış şıkların başına özel bir işaret, doğru cevap için başka, daha sonra bakmak istediğim sorunun başına başka bir işaret gibi…

Yanlışın doğruyu biiip!!!ürdüğünü asla unutmam, gelişigüzel işaretleme yaparak kendimi komik duruma düşürmem.

Soruyu çözerken, kendi yorumlarımı katmam, soruyu hazırlayan kişinin nasıl düşünmüş olabileceğine yoğunlaşırım, bir anlamda soruyu hazırlayan kişiyle özel bir diyaloğa girerim.

Her zaman önce soru kökünü okurum, sonra bana verilen verileri sonra da şıkları… Bu düzenin bana çok şey kazandırdığını bilirim.

Sınava girmeden sınav süresi, anlama, dikkat, hız egzersizleri yaparım ve gerçek sınavda benim için en uygun olanını kullanırım, maceraya gerek yok.

Her insanın, kaygı ile başa çıkma taktikleri geliştirmesi gerekir. Benim bu türden sorunlarım yok, zaten olsaydı, yardım alarak ve kendim taktikler geliştirerek bunların üstesinden gelebilirdim çünkü kendimi tanıyorum.

Sınav sırasında, benimle ilgili olmayan dış etkenlerden dolayı, dikkatimi dağıtmam, moralimi bozmam, sadece sınavımla, çözeceğim soruyla ilgilenirim.

Olumsuz soru köklerindeki olumsuz sözcüklerin "değildir, olamaz…" altının çizili olduğunu ve bu olumsuzluğu göz ardı etmemem gerektiğini unutmam.

Sınav esnasında kalemimi ve silgimi en iyi şekilde kullanırım, işlem yapılması gereken yerlerde işlemi yaparım, yanlış yaptığım işlemi hemen silerim, altını çizmem gereken yerlerin altını çizerim.

Soruları çözerken gereksiz çizim ve yazma işlerinden uzak dururum. İşlem yaparken soruyu ikinci kez okunmaz hale getirmek gibi bir hata yapmam

Hayatım boyunca hayata olumsuz bakan insanlardan uzak durmuşumdur, olumlu yaklaşımlar sergileyen insanlarla birlikte olmuşumdur ve hayata ben de olumlu bakan bir insanım, olumsuz yaklaşım tarzlarının insanı veya insanları olumsuz etkilediğini, insanın psikolojisini bozduğunu bilirim.

Doğru nefes almak, doğru bedensel duruş, doğru hareketlerin beni olumlu yönde etkilediğini göz ardı etmem, soru çözerken, sınavlarda oturmama ve nefes almama özen gösteririm.

Güzel bir duşun insana zindelik kazandıracağını unutmam, hayatımda önem taşıyan bir işi yapmadan önce güzel bir duş alırım.

Sınav görevlisi on dakikanız kaldı dediğinde, telaşlanmama gerek yok, diyelim ki zamanı iyi kullanamadım, on dakika içinde o anda ne yapılabilirse onu yaparım, bu on dakika içinde daha uzun sürede yapılabilecek bir eyleme girişmem.

Beni motive edecek şeyleri biliyorum ve bunları hayatımdan eksik etmiyorum. Mesela bazılarını çok sevdiği birinin hediye ettiği kalem motive eder. Beni de…(Burada  sizi motive edecek olan şeyi söyleyin.)

Sadece sınavlarda değil, her zaman bilimsel, akıcı ve pratik düşünürüm. Bu beni mutlu ediyor.

Hayatım boyunca araştırmacı ve sorgulayıcı bir kimliğe sahip oldum, sınava hazırlanma esnasında da bu yönümü kullanıyorum.

Bilgiyi kullanmayı ve paylaşmayı kendime düstur edindim; çünkü kullanmak ve paylaşmak, üretmek ve çoğaltmak demektir.

Her zaman değişik kaynakları kullanarak çalışırım, tek bir kaynağa bağlı kalmam, bu benim eleştirel yönümü geliştiriyor, eleştirel yönü gelişen insanın daha da başarılı bir insan olacağını biliyorum.

Her sorunun kendine özgü bir mantığı vardır, benden isteneni okumayı bitirmeden cevabı düşünmem, önce benden isteneni okurum, ardından cevabı düşünürüm.

Ön yargılardan uzak dururum. Soru, benden ne istiyorsa sadece onu düşünürüm ve verilen bilgi üzerinde yorum yapmam. Soru cümlesi ve verilen bilgi benim değer yargılarıma ters gelebilir. Bu beni ilgilendirmez. Ben, benden istenene bakarım.

Her testte bilgi düzeyimin altında ve üstünde sorularla karşılaşacağımı biliyorum. Testin genelini standart bilgi birikimi ve yorum gücü ile çözülebilecek sorular oluşturur. ÖSS, SBS ve KPSS… gibi  sınavlarda soruların %10'u çok zor/çok kolay, % 20'si zor/kolay ve % 40 Normal bilgi düzeyindedir. Bunları hiçbir zaman unutmam.

Bir soruya verebileceğim zamanı belirledim. Konu ile ilgili bol miktarda alıştırma yapıyorum. Gereksiz yere bir soru üzerinde inatlaşmak, o soruyu çözmeye çalışmak benim için zaman kaybı ve moralimin bozulması demektir. Bazı sorulara belki bir buçuk dakika, bazı sorulara otuz saniye zaman ayırıyorum. Bu, soruya ve benim durumuma göre değişir.

Hatalı okuma alışkanlıklarımın büyük bir kısmını hallettim, geriye kalanları da sınava kadar halledeceğim. Olumsuz bir ifadeyi olumlu olarak okumak soruyu veya cevabı hatalı düşünmeme sebep olabilir. İnsan psikolojisi soru içindeki ifadeleri olumlu yönde algılamaya eğilimlidir. Bu nedenle soru formlarında altı çizili veya kalın yazı karakterli ifadeleri daha dikkatli okuyorum. Soru içinde geçen ipuçlarından yararlanmayı biliyorum. Bunlar; (altı çizili, koyu puntoyla yazılmış, tırnak içinde olan, değildir, olamaz, her zaman, hiç bir zaman, bütün, zaman zaman, yoktur, vardır, birbirinden farklı, birbirine benzer, eşdeğer, birden fazla, ayrı ayrı, iç içe, yan yana,ikisi bir arada, ana düşünce, yan düşünce, benzer düşünce, asla, genellikle, çoğu, vb.) benim için çok önemli ipuçlarıdır.

Cevap şıklarından sorunun çözümüne gitmek de test tekniğinde önemli bir yoldur. Yüzde yüz emin olmadığım sorularda şıkları eleyerek doğru cevaba yaklaşıyorum.

Test çözerken sorunun doğru cevabını bulmak kadar önemli bir diğer yol da cevap olamayacak şıkların tespit edilmesidir. Böylece çözüm alternatiflerini daha netleştiriyorum ve doğru şıkka ulaşabilme hızımı daha da artırıyorum.

Her derse ait test içeriği o dersin özelliklerini taşır. Bu nedenle her ders için aynı test çözme mantığını kullanmak yanlış olabilir. Her ders için uygun test çözme mantığı geliştiriyorum,  bu da test tekniğimin daha da gelişmesini sağlıyor.

Soru hakkında fazla bilgiye sahip değilsem şıklardan yararlanıyorum. Şıkları tek tek değerlendirerek eleyip içlerinden doğru cevabı kestirmeye çalışıyorum. Eğer çok çelişkide kalırsam boş bırakırım. Çünkü her yanlış cevap hem kendini hem de doğru cevaplarımı biiip!!!ürür. Bu da netlerimi düşürür. Unutmamalıyım ki her soru, her net önemlidir. Bir net beni on binlerce kişinin önüne geçirecek, tabi ki yaptığım bir yanlış da on binlerce kişinin gerisinde bırakacak ve ben bunu çok iyi biliyorum.

Soruları okurken, hızımı kesecek şeylerden (dudak okuması, iç tekrar, her okuduğum sözcüğün altını çizmek gibi…) uzak dururum. Önemli gördüğüm sözcüklerin altını çizerim. Bu yol önemli ayrıntıları yakalamamı sağlar.

Okurken siperlikli şapka takmak konsantrasyonu bozucu dış etkenlere karşı iyi bir önlemdir. Şapkanın ön siperliği görme alanımı daraltır ve okuduğum metne yoğunlaşmamı kolaylaştırır, bu nedenle çalışırken ve soru çözerken siperlikli şapka takarım. Siperlikli şapka sıkacak olursa, üstü açık olanını kullanırım.

Konsantrasyon sorunu yaşayacağımı hissedersem, koyu renkli bir kağıt (siyah, mavi, yeşil…) bulundururum. Bu kağıdı soru çözmediğim sütunları kapatacak şekilde tutarım, bu da konsantrasyon ve verimliliğimi arttırır.

Bazen cevap kâğıdında, iki veya üç doğru cevap art arda gelir (asıl sınavda bu üçten fazla olmaz) Zamanım kalırsa üçten fazla art arda gelmiş doğru cevabı olan sorulara tekrar bakarım. Dört veya daha fazla şık arka arkaya gelmişse bu, sorulardan bir kısmını yanlış yaptığım anlamına gelir.

Sınavda bana tanınan süreyi son saniyesine kadar en iyi şekilde değerlendiririm çünkü sınavda verilen sürenin benim için en uygun süre olduğunu bilirim.

Cevaplama bittiğinde cevap kâğıdımı kuşbakışı şöyle bir kontrol ederim. Yanlışlık veya eksiklik var mı, işaretlemeleri tam yapmış mıyım, vb. hataları  anlamanın en iyi yolu bu…
« Son Düzenleme: Şubat 15, 2011, 08:10:48 ÖS Gönderen: Yusuf BELER » Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Powered by SMF 1.1.19 | SMF © 2006-2008, Simple Machines
Makine mühendisliği | Karabük Üniversitesi | Vizyondaki Filmler | Üniversite Hocalarını Yorumla | Ünlüler Hakkında Yorumlar
sayaç
Bu Sayfa 0.34 Saniyede 14 Sorgu ile Oluşturuldu